Çelik ürünlerinin üretimi ve tüketimi, bir ülkenin ekonomik gelişiminde ve özellikle altyapı gelişiminde etkili olan ana unsurlardan biri olarak kabul edilebilir. Bu sektöre genel bakış, kârlılık ve yatırım getirisi ile sınırlı değildir; çelik sanayi, stratejik ve kilit bir sektör olarak değerlendirilmektedir. Son yirmi yıldaki ham çelik üretimindeki büyüme oranı, bu sektörün son yıllarda kayda değer bir canlanma yaşadığını göstermektedir. Bu büyüme o kadar önemlidir ki, 2015 yılında çelik ürünlerinin tahmini işlem hacmi 1300 milyar riyali aşmıştır.
Ancak son birkaç yılda Asya Ejderhası’nın (Çin) ekonomik büyümesindeki yavaşlama ve dünyadaki ekonomik kriz, mevcut istatistiklere göre 2015 yılında dünya çelik piyasasının 150 milyon tonu aşan bir arz fazlasıyla karşı karşıya kalmasına neden olmuştur. Bu yüksek arz fazlası, Çin’in üretimini önemli ölçüde azaltmaya isteksiz olması ve küresel ekonominin durgunluktan çıkışının yavaş seyretmesiyle birleşince, küresel fiyatlarda gözle görülür bir düşüşe yol açmış ve doğal olarak bu sektördeki üreticileri birçok zorlukla karşı karşıya bırakmıştır.
Dünyadaki ekonomik durgunluk ve küresel piyasalardaki talep fazlası, İran’ın çelik sanayi için ihracat konusunda da yeni sorunlar yaratmıştır. Belirtilen tüm sorunlara ek olarak, uygulanan yaptırımlar sorunu da dikkate alınmalıdır; bu yaptırımlar sadece satış ve gelirleri değil, aynı zamanda sarf malzemeleri ve hammaddeler dahil olmak üzere üretim maliyetlerinin nihai fiyatının artmasında da inkâr edilemez etkilere sahip olmuştur.
Çelik sanayi, dünya genelinde ve hatta İran’da benzer ve daha zorlu koşullar altında bir krizden geçiyor olsa da, bu, onun için olumlu bir gelecek öngörülemeyeceği anlamına gelmez. Yapılan tahminlere göre, İran’ın çelik sanayisinin geleceği de sönük olmayacaktır. Yaptırımların kaldırılmasının ve buna bağlı maliyetlerin azalmasının etkilerinin yanı sıra, önümüzdeki yıllarda inşaat projelerine yapılacak yatırımlar ve bunun sonucunda talep artışı beklenmektedir.